Selanik; çok tanıdık bir Egeli

Yunanistan’ın en büyük ikinci şehri olan Selanik, ilkokul yıllarımızda Mustafa Kemal’in 1881 yılında dünyaya geldiği yer olarak hafızalarımıza kazındı.

Selanik’e ilk defa ayak basan herkesin ağzından mutlaka ‘Aynı İzmir!’, ‘İzmir’in birebir kopyası’ gibi cümleler çıkmıştır. Gerek Kordon boyu, gerek yerleşim, gerek insanlar bakımından gerçekten de İzmir’e oldukça benzerliği bulunan bu komşu şehir bir hafta sonu kaçamağını kesinlikle hak ediyor. Özellikle bahar aylarına gitgide yaklaştığımız şu günlerde seyahat planı yapmanın tam da sırası. Kış aylarında diğer tüm şehirler gibi sıkıcı olan Selanik yaz aylarında ise oldukça bunaltıcı ve tenha. O yüzden seyahat için en doğru zaman kesinlikle ilkbahar ayları. Turistik anlamda çok fazla birşey vaat etmeyen Selanik, gastronomi yönünden o açığı hemen kapatıyor. İstanbul’dan yaklaşık 1 saat 20 dakikalık uçak yolculuğu ya da 7-8 saat süren otobüs yolculuğu ile Selanik’e rahatça ulaşabilmek mümkün. Seyahat için gerekli prosedürleri yerine getirip kendi aracınızla seyahat etmek de bir başka alternatif.

selanik1Selanik denince akla gelen ilk şey Ouzo (Uzo) ve balık ikilisi olacaktır ama siz Selanik’e sabah ayak bastıysanız açılışı bir pastanede tatlı krema dolgulu sıcacık Bougatsa (Boyoz benzeri bir börek çeşidi) ya da pita ile yapabilirsiniz. Kıymalı, peynirli ya da ıspanaklı seçmek size kalmış. Kahvaltı sonrasında kendinizi hemen Aristoteleous Meydanı’nda bulacağınız kuşkusuz. Egnatia ve Tsimiski Caddeleri arasında yer alan ve denize kadar uzanan bu meydan adeta Selanik’in kalbi ve merkezi konumunda yer alıyor. Meydan üzerinde yer alan restoranlar ve kafeler gün boyunca frappe eşliğinde sohbet eden Selaniklilerle dolup taşıyor. Bir ucu denize kadar uzanan bu koca meydanın sol tarafında yer alan tavernalar ise daha çok akşamları hareketleniyor. Yoğun olarak Türk turistlerin de geldiği bu yerlerde Bosphorus, Marmara isimli tavernaların garsonlarının sizi Türkçe selamlıyor oluşu ya da menülerin Türkçe olması sizi şaşırtmasın. İstanbul’daki fiyatlarla neredeyse aynı fiyata hizmet alabileceğiniz bu tavernalar lezzetli Yunan mezeleri ya da taze deniz ürünlerinin tadına bakabileceğiniz sayısız mekandan sadece birkaçı.

Yine bu meydandan denize doğru ilerlediğinizde hemen sağ tarafta içinde fırın, manav, kasap, şarküteri gibi dükkanların olduğu büyük bir açık pazar göreceksiniz. Pazarda sergilenen onlarca çeşit zeytin türü ya da sokak köşelerinde satılan koulouri (açık renkli, hafif tatlı simit) bir kez daha Türkiye’de olduğunuzu hissettirecek size. Türk olduğunuz anlaşıldığı anda ‘merhaba komşi’lerin ardı arkası kesilmiyor. Genel kanının aksine herkes Türkleri çok seviyor ve herkesin mutlaka Türkiye ile ilgili bir hikayesi var hemen oracıkta dili döndüğünce anlatmaya çalışıyor size. Tezgahlardan uzatılan ikramlar da cabası.

booking4Pazardan ayrılıp biraz daha denize doğru yaklaştığınızda sizi Tsimiski Caddesi karşılıyor olacak. Beyaz Kule’ye (Lefkos Pirgos) kadar uzanan bu cadde üzerinde H&M, Zara, Mango, Diesel gibi dünyaca ünlü markaların mağazalarından alışveriş yapabilir ya da cadde üzerinde bulunan Cafe Mikel’de bir frappe molası verebilirsiniz. Şehirde sadece üç tane Starbucks bulunurken Mikel’lere ise neredeyse her köşe başında rastlamak mümkün.

Tsimiski Caddesi’nden sağa doğru devam ettiğiniz takdirde Liman’a ulaşabilirsiniz. Eskiden Selanik Limanı olan bu mekan restore edilerek bir kültür-sanat yuvası haline getirilmiş. İçinde birçok sergi alanının da yer aldığı bu liman yaz aylarında bir çok ünlü Yunan starının da konser için uğrak yeri. Ege Denizi manzaralı bu açık hava mekanda 10-15 euro gibi komik bir fiyata Haris Alexiou’yu dinleyebilmek mümkün. Limanın sonunda yer alan denize sıfır Kitchen adlı restoran-barda Ege Denizi’ne karşı yemeğinizi yiyip sonrasında ise sabaha kadar süren eğlenceye katılabilirsiniz. Yine liman çevresinde sıralanmış birbirinden ünlü kulüplerde sabahın ilk ışıklarına kadar popüler Yunan müziği eşliğinde Selanikli gençlerle eğlenmek mümkün. Eğlenceye oldukça düşkün olan Selanikli gençler neredeyse haftanın yedi günü bu mekanları dolduruyorlar. Sabaha karşı mekanlardan ayrıldıktan sonra en yakındaki Gyros (domuz ya da dana etinden yapılan döner) restoranına gidip bol cacıkili Gyros yemek de işin en keyifli kısmı.

selanik2Limandan çıkıp karşı istikamete doğru ilerlediğinizde ise sizi Ladadika yani bizdeki karşılığı Kumkapı ya da Çiçek Pasajı olan turistik tavernalar bölgesi karşılıyor olacak. (Taverna denince aklınıza çalgılı çengili yerler gelmesin. Yunan yemeklerinin yenildiği restoranlara taverna diyor Yunanlar. Eğer buzukili, sirtakili, tabak kırmalı bir eğlenceyse istediğiniz o zaman bouzoukialar tam aradığınız Yunan eğlencesi. Bizim zamanla kaybolan taverna eğlencelerimizin aksine genci, yaşlısı tüm Yunanlar kültür ve geleneklerine sıkı sıkı bağlılar…) Bizdekinin aksine fiyatları oldukça uygun bu mekanlarda meşhur Greek Salata’yı ve taze deniz ürünlerini mutlaka denemelisiniz. Yanında uzo ya da ev yapımı şarap içmek ise sizin tercihinize kalmış. Şehrin iki farklı ucunda sadece iki şubesi bulunan “Elia kai Lemoni” adlı restoran gerek fiyatlar bakımından gerekse sunduğu birbirinden leziz Yunan yemekleri bakımından kesinlikle eşsiz bir yer. Fazla turistik olmayan bu mekanda yer bulmak neredeyse şans işi ama buna karşın Türkçe bir menüsü olması da takdire şayan.


Ladadika’dan tekrar Liman’a gelip kordon boyunca uzun bir yürüyüş sonrasında Selanik’in ünlü simge yapısı Beyaz Kule’ye (Lefkos Pirgos) ulaşmak mümkün. Kule olmasının yanı sıra müze de olan bu devasa kule Osmanlı İmparatorluğu döneminden bir hatıra. Kulenin tepesine çıkıp Selanik’e tepeden bakabilirsiniz ya da kulenin hemen kıyısından hareket eden teknelere binip Selanik’i denizden izleyebilirsiniz. Geceleri ışıl ışıl olan bu şehre bir kez daha hayran olacaksınız. Şehrin çeşitli noktalarında bulunan, belediyeye ait kiralık bisikletlerle kordon boyunda pedal sallamak da başka keyifli bir aktivite.

Söylemiş olduğumuz gibi Selanik turistik anlamda çok fazla bir şey vaat etmiyor olsa da yine de Mustafa Kemal Atatürk’ün Evi, Tarihi Aya Dimitri Kilisesi, Selanik Surları ve Arkeoloji Müzesi görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Bir hafta sonunuzu ayırmanız tamamen yeterli olacakken daha şehirden ayrılmadan tekrar geri gelmenin planını yapacağınıza eminiz.

İyi tatiller…

 

Ayrıca okuyun:

Gay seyahat rehberi: Selanik

Atina: zeytin ağacıyla gelen zafer

Gay seyahat rehberi: Atina

Thassos ve Halkidiki: Yunanistan’da yeşil-mavi bir tatil 

Reklamlar

2 comments

  1. Geri bildirim: Atina: zeytin ağacıyla gelen zafer |

  2. Geri bildirim: En popüler tatil yerleri: Top 25 |

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: